Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Ey sevgilim

dsc03733.jpg

Ey sevgilim ,sana kaç kez seni çağırdım ,ama sen beni işitmedin

Kaç kez kendimi gösterdim ,ama sen bana bakmadınKaç kez kendimi rayiha kıldım,ama sen beni koklamadınKaç kez kendimi gıda kıldım,ama sen beni tatmadınNasıl oluyor da dokunduğun şeylerde beni hissetmiyorsun …Beni görmüyor ,nasıl işitmiyorsun…Ben tatlı olan her şeyden daha tatlıyım Arzulanır olan her şeyden daha arzulanırımGüzel olan her şeyden daha güzelim Ben Cemil ve Melih ‘imSev beni ve başka hiçbir şeyi sevme ,iste beni Bütün endişelerden geç,ta ki yegane endişen kalayım

 

Öğütler

hu_small_navy.gif

1. İnsan adaleti önce kendi nefsinde uygulamalı, insana yakışan ne kadar
güzel şeyler varsa, onları doğru bir şekilde kendisine mal etmeli.

2. Faydasız ilim, şifasız ilaca benzer. Güzel ilim, çalışma ile beraber
olandır.
3. İnsanın kendi şahsına rahmeti, başkasına rahmetinden daha büyüktür.4. Peygamberlerden sonra, insanlar üzerinde en büyük hak, ana ve baba
hakkıdır. Duada, nefsini, ana babasına takdim emrolunmuştur. Kur'an 71/28
bunu, "Rabbim beni, anamı, babamı, evime inanmış olarak gireni, inanan erkek
ve kadınları bağışla; zalimlerin de yalnız helakını arttır," şeklinde
belirtir.

5. Eğer söz sahibi isen, hak ile söyle, hak ile hükmet. Heva ve hevese uyma.

6. Hesap günü, ahiretteki hesap günü olmakla beraber, dünyada nefslerini
hesaba çekmeyenler için de geçerlidir. "Hesaba çekilmezden önce kendinizi
hesaba çekin" diye emir vardır.

7. Dünyada da cezalar vardır. Bunlar, insanları tevbe ve düşünceye
yönelttiği için faydalıdır. Tevbe Suresi 102. ayetinde, günahlarını itiraf
edenlerin affedilecekleri belirtilir: "Savaştan geri kalanların bir kısmı
da, suçlarını itiraf ettiler. Onlar iyi işi kötüyle karıştırmışlardı.
Allah'ın onların tevbesini kabul etmesi umulur; çünkü O bağışlayandır,
merhamet edendir."

8. Allah'ın haklarına ve halkın haklarına dikkat et. Kur'an 47/38'de, "..
Allah zengindir, siz ise fakirsiniz.. " buyuruluyor. İnsan daima Allah'tan
istemeye mecburdur.

9. Sakın ola ki iki kişinin arasını bozma. Bu durum dini yıkar.

10. Sağlığını ve boş zamanlarını en kıymetli hazine olarak bil. Allah'ın
razı olacağı işlerde, ölçülü bir şekilde değerlendir.

11. Terk ettiğin kabahatleri bir daha yapmamaya kararlı ol. İşlemekte
bulunduğun hayırlı işleri de ölünceye kadar sürdür, sakın bırakma.

12. Bilmediklerini bilenden öğren. Bildiklerini de bilmeyenlere öğret.

13. Sadaka mal ile olduğu gibi, Tehlil (La ilahe illallah), Tekbir (Allahu
Ekber), Tahmid (Elhamdü Lillah), Havkale (La havle ve la kuvvete illa
Billah), Tesbih (Süphan Allah) ile de olur. Bunlar, zikirlerin en üstünüdür.

14. Söylediğin söze dikkat et. Örneğin, bir insan mümin kardeşine kafir
dese, o kelime dediği yere gider. Eğer dediği gibiyse, orada kalır, değilse
söyleyene geri gelir.

15. Devletin büyüklerine dil uzatma. Hataları olursa onlara aittir. Senin
tutumun emirlere uymak, düzeni bozmamak olmalı. Eğer tenkid edeceksen,
sıfatı tenkid et, öze dokunma. Methedersen, her ikisini de methet.

16. Üç şeyden kork: Allah'tan, nefsinden, Allah'tan korkmayandan.

17. Allah sana servet ihsan etmişse, onu Allah'ın razı olacağı yerlere
sarfet. İnsan nimeti arttıkça, şükrünü arttırmalı. Şükür etmeyenlerin
kalbine dalgınlık gelir. Bunların dilleri zikrullaha, kalbleri de huzura
kavuşamaz.

18. Üç kişi bir yerde iken, ikisinin gizli konuşması veya üçüncünün
bilmediği dil ile konuşmaları doğru değildir.

19. Konuşmalarının anlaşılmasını istiyorsan, herkesin anlayabileceği şekilde
konuş. Bu yetenek, ilim adamlarının yanına cahil olarak varmakla, zahidlerin
yanına dünyayı bırakarak gitmekle, irfan ehlinin yanına varınca da susmakla
kazanılır.

20. Bir şeyi iyice bilmeden, görmeden işleme. İşlediğin işin kalıcı ve
faydalı olmasına özen göster.

21. Namazı evinin her tarafında kıl. Zekatını ver. İnsanlardan ayrı düşme.
Sabırla ve namazla Hak'tan yardım iste.

22. Evlere izinsiz girmeyin.

23. Misafirlerine ikram et. Misafirin hakkı üç gündür. Fazla kalırsa sadaka
olur. Misafire ikram, imanın şubelerindendir. Kötülüğü en güzel bir şekilde
savmak, sesini kısmak, sabırlı olmak, böbürlenmemek, alçakgönüllü olmak da
imanın kapsamındadır.

24. Abdest, başlı başına bir ibadettir. Abdestli bulun.

25. Kimsenin ayıplarını araştırma. Karınla, kocanla iyi geçin. Sakın kendine
uydurmaya çalışma. Çocuklarına güzel isimler koy, edep öğret.

26. Vasi, elçi, şahid olmamağa gayret et. Olduğun takdirde, sorumluluğunu en
iyi şekilde, bilerek yerine getir.

27. Gizli yapılan faydalı işler, ihlasın en büyük göstergesidir.

28. Arefe ve Aşure oruçlarına devam et. Zilhiccenin ilk on gününde,
Muharrem'in ilk on gününde ibadeti çok yap.

29. Günahında ısrar etme, hemen tövbe et. Yemine dilini alıştırma,
kararlarında acele etme. Eğer öfkeliysen, sakinleşmeyi bekle; aç isen,
açlığını gider.

30. Az ye, az uyu, öz konuş, yararlı iş işle. Herkesi dinle, sana faydalı
olanları al ve kendinde hapsetmeden ölçülü olarak dağıtmaya yönel.

31. Her halinde iyi niyetli olmağa gayret et. İbadetin başı, niyettir.

32. Falcılara ve büyücülere gitme. Kendin de böyle işlerle uğraşma.
Kazanmaya kudretin varken, sadaka alma. Her an Allah'ın verdiklerine şükret.33. "Allah" ismi şerifine devam et. Başından elifi kaldırırsan, Lillah
kalır. Yine Allah'ın ismindendir. İkinci lam'ı kaldırırsan Hu kalır ki, o da
Allah'ın ismindendir. Başka hiçbir kelimede bu özellik yoktur.
34. Abdest alırken suyu fazla harcama. Her konuda israftan kaçın, ölçülü ol.35. Yedi büyük günahtan sakın : Allah'a eş koşmaktan, isim peşine düşerek
yaşamaktan, nefse zulümden, yetim malı yemekten, hak edilmemiş para
yemekten, askerden kaçmaktan, insanlara kötü söz söylemekten, zan ve
sanılarda bulunmaktan.

36. Hürmetler karşılıklıdır. Sabırla öfkesini yutanın kalbine emniyet ve
imanın dolacağını da unutma.

37. İhtiyacı olanların yardımına, karşılık beklemeden koş.

38. İnsanları hayırlı işlere teşvik edenler, sevaba ortak olurlar.

39. Borcuna sadık ol. Sözünden dönme ve yerine getiremeyeceğin vaadlerde
asla bulunma.

40. Vasiyetlerin en faydalısı ve en doğrusu, Kur'an vasiyetidir. Kur'an'ı
oku, öğren, öğret.

41. Daima bilgili kişileri dinle. Bir işi bitirince, yeni bir işe başla.

42. Sır tutmasını bil. Sırrın sorumluluğu çok önemlidir.

43. Kusurları örtenlerden ol, Allah yardımcın olur. Akraba ve komşularına
iyilik et, müslüman olursun. Dostlarına iyilik et, mümin olursun. Allah'ın
farz kıldığı ibadetleri yap, abid olursun. Allah'ın taksimine razı ol, zahid
olursun.

44. Sana sunulan maddi, manevi değerlerde cimrilik yapma. Ölçülü dağıt.

45. Neyi arzuluyorsan, arzu ettigini önce kendin yap. Örneğin: Sevilmek
istiyorsan, önce sevmeyi öğren. Kazanmak istiyorsan, önce çalış. Hürmet
görmek istiyorsan, önce hürmet et.

46. Eğer işin sonundan korkar, nasıl sona ereceğini bilemezsen, Kur'an,
3/8'i oku : "Rabbimiz, bizi doğru yola erdirdikten sonra kalblerimizi
eğriltme, katından bize rahmet bağışla; şüphesiz sen sonsuz bağışta
bulunansın." 8/9 : "Rabbimiz, doğrusu geleceği şüphe götürmeyen günde,
insanları toplayacak olan sensin. Şüphesiz ki Allah verdiği sözden caymaz."

47. Hata yapanları görüp, ne diyeceğini bilemediğin takdirde, Hz. isa'nın
dediği gibi söyle (Kur'an, 5/117) : "Sen benim içimde olanı bilirsin, ben
senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak sensin."

48. Eğer, Allah'a yönelerek affını istersen, Muhammed Aleyhisselam ve
ensarının dediklerini söyle (Kur'an 2/286) : "Rabbimiz, eğer unutacak veya
yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bizden öncekilere yüklediğin
gibi, bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi
taşıtma, bizi affet, bizi bağışla, bize acı. Sen Mevla'mızsın, kafirlere
karşı bize yardım et." 

Eşik

211.jpg 

   Herşeye karşı şefkatli ve merhametlilerin en merhametlisi
Allah’ın
adıyla:

Başarının en mükemmelini getirdiği için Allah’a
övgüler olsun!
O’ndan: O’nun yolunu izleyebilmek için rehberlik;
Gerçeğini doğrulayabilmek için ilham;
O’nun Gerçekliğinden emin bir kalp;
O’nun üstünlüğünün lütfedilmiş
farkındalığıyla uyanmış bir akıl;
O’na duyduğu arzunun şevkiyle kendinden geçmiş bir
nefs;
Cehaletten arınıp huzura kavuşmuş bir ruh;
Parlak düşünce ve keskin zekasıyla ışıyan anlayış;
Derinlerde, uyanmışlık pınarları ve onların saf
nektarı (hayat suyu)
ile serpilip gelişen bir kalp;
Dürümü açılıp yayılan bir halı gibi, geniş ve
aydınlatıcı söz;
Geçiciliğin sahte inceliği ve süsünden arınmış
düşünce;
Yaratılmışların ve yükselişlerinin sahnesinde
Varlığın gizemli
sırrına şahit olabilen kavrayış;
İlahi tazeliğin sürekli akışının verdiği
sağlıkla kazanılmış
duygular;
Eksikliğin hakimiyeti ve bu hakimiyetin sonuçlarından
arınmış
bozulmamış bir yapı;
İlahi yasanın idaresi ve otoritesine kendini tümüyle
bırakmış bir
kişilik;
O’nun birliğine ve ayrıksılığına karşı her zaman
açık olan bir hal
isterim.
Allah’ın salat, barış ve huzuru (selam) Muhammed’in,
ailesinin, onun
yanında olanların ve ondan sonra gelenlerin, onun yolunu
izleyen
topluluğun üzerine olsun, barış ve huzurla
karşılansınlar.
Hem Varlıkta hem tanıklıkta tek arzulanan Allahtır, ne
reddedilebilir ne de vazgeçilebilerek kalpteki tek niyet
O’dur.
Çünkü O bana yeter, Vekillerin en yararlısı O’dur.

Hayal

03.jpg

“Hayal mevcut değildir, yok da değildir; bilinir olmadığı gibi bilinmez de değildir; müsbet olmadığı gibi menfi de değildir. Nitekim insan aynaya baktığında suretini idrak eder. Bir yönü ile suretleri idrak ettiğini kesin olarak bilir; ve aynada gördüğü şeyin inceliğinden (rikkat) dolayı bir yanıyla da kesinlikle suretini idrak etmediğini bilir. Aynanın kapladığı alan büyük olduğunda, suretini de en son derecede büyük görür; ve hiç kuşkusuz kendi suretinin, gördüğü şeyden daha küçük olduğuna hükmeder. Ve kendi suretini gördüğünü inkar da edemez; ve bilir ki, aynada olan kendi sureti değildir; ve o suret kendisiyle ayna arasında mevcut değildir. Ve ister kendi sureti olsun, ister başka bir suret olsun dışarıdan onda görünen suret, görme ışınının (şua) aksetmesinden ortaya çıkmamıştır. Çünkü, eğer böyle olsaydı, onu; sureti, miktarı ve bulunduğu şey üzere idrak ederdi. Ve o suretin parlak bir kılıçta boydan ve enden görümü bizim sözünü ettiğimiz şeyi beyan eder. Hiç şüphesiz kendi suretini gördüğünü bilmekle birlikte o, kendi suretini gördüğü sözünde doğru olmadığı gibi, yalancı da değildir. İmdi, o görünen suret nedir, mahalli neresidir ve etkisi (şen’) nedir? O halde, o suret menfi olduğu gibi sabittir de; mevcut olduğu gibi yoktur da; bilinir olduğu gibi bilinmezdir de. Kul bu hakikatı idrak etmekte acz ve hayrete düştüğü zaman, bilmesi ve işin doğrusunu anlaması için, Hak Teala Hazretleri bu aynada rüyet durumunun (keyfiyet) hakikatını kul için bir misal olarak ortaya koydu. Ve ayna ile hayal, alemdeki zahir olan şeylerden olduğu halde, kulun indinde, bütün bir hakikatıyla bir bilgi ortaya çıkmadı. İmdi, kul ona muhalif olan şeyin hakikatını bilmek konusunda daha aciz ve daha cahildir ve hayreti daha yeğindir.” (Fütühat‑ı Mekkiye, 63. bab)

Hakkında

arabi.jpg

Sahih rivayetlere göre şemaili; orta boylu, yumuşak tenli, karnı ne şişkin ne de çekik, benzi; beyaza bakan sarışınımsı altın kırmızısına yakın, aydınlık yüzlü, iri gözlü, saçları oldukça uzun dalgalı, sesi berrak ve kalınca, uzun parmaklı ellerinin ayaları genişti. gözlerinden yaş eksik olmaz, az konuşur, yüksek sesle konuşmaz, hırçın sert mizaçlı, yürüyüşü ne çabuk ne de yavaştı.

Çok kısa bir yaşam öyküsü

arabiturbesi.jpg

Muhyi’ddin Arabi 17 Ramazan 560 (1165) tarihinde Endülüs’ün  Mürsiye şehrinde doğdu. Sekiz yaşında babasıyla beraber İşbiliye (bugünkü Sevilla)- ya geldi. Henüz çocuk denecek yaşta kendisiyle görüşen İbn Rüşd, onunla görüştüğünden son derece memnun kalmıştı. Birçok şeyhlerden istifade eden İbnu’l-Arabi’nin ilk şeyhi, okuması yazması olmayan fakat maneviyatta çok ileri mertebelere yükselmiş olan Ebu Ca’fer al-‘Uryani’ dir. Bundan başka 55 şeyhten feyiz almıştır.Arabi 590 (1194) yılında seyahate başlamış, Tunus’a gelmiş 591 (1195) te Fas’a geçmiştir. 595 (1199) da Kurtuba’da İbn Rüşd’ün cenaze merasiminde hazır bulunmuş, 597 (1201) de  Mağrib şehirlerinde gezmiş, ertesi yıl hac gayesi ile Mısır’a gelmiş, Kahire’de Takiyyu’d-din Abdurrahman’ın elinden Hızır’ın hırkasını giymişitir. Mısır’dan Kudüs’e geçmiş buradan da yaya olarak Mekke’ye varmış, 598 (1202) yılı hac farizasına yetişmiştir. İki yıl Mekke’de kalmıştır…601 yılı hac mevsimi sonunda Anadolu hacılarının daveti üzerine onlarla birlikte Bağdad üzerinden Anadolu’ya gelmiştir. Malatya’da hacdan beraber geldiği Mecdu’d-din İshak’ın evinde kalan İbnu’l-Arabi, onunla beraber Konya’ya gitmiştir. Daha sonra Bağdad’a uğrayıp 602 (1205) te Kudüs civarında, 12 Şaban 603 (22  Mart 1207) de Mısır’da, 604 (1208) de Mekke’de bulunmuştur. 606 (1209) da Konya’da Risaletu’l-Envar’ı yazmıştır. İki yıl sonra 608’de Bağdat ve Halep’te bulunmuştur. 612 (1215) de Konya Aksaray’a gelmiş, aynı yılın Ramazan ayında Sivas’ta bulunmuştur. Daha sonra Malatya’ya gelmiştir. Burada dostu Mecdu’d-din İshak’ın oğlu Sadreddin Konevi’yi yetiştirmeye başlamıştır. Oğlu Sadu’d-din Muhammed 618 de burada doğmuştur. Nihayet 627 yılında Şam’a yerleşmiştir.638 (16 Ekim 1240) tarihinde 78 yaşında iken vefat etmiş, Kasiyun Dağı eteğinde bulunan türbesine defnedilmiştir.

Rayiha

mevlana_semahimage.jpg

“ben kafiye düşünüyorum oysa sevgilim bana
‘vechimden başka bir şey düşünme’ diyor
diyor ki ‘ey benim kafiye düşünenim rahat ol
benim yanımda en güzel kafiye sensin
harf ne oluyor ki sen onu düşünesin
nedir ki harf? üzüm bağının çitten duvarı
harfi, sesi, sözü artık birbirine vurup parçalayayım da
seninle bu üçü olmaksızın konuşayım, ah!”
 

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.